5. DFF’yi 2010 mart ayında düzenleyeceğiz. 5 yıl kutlamalarımızın da dahil olduğu bu festivali büyük çaplı bir şölene dönüştürme planımız var. Öncelikle festival kapsamını dünyada olduğu üzere daha geniş bir yelpazeye yayacağız. Dağcılık ve tırmanış filmlerimiz yine olacak ama bunun yanında bir “Dağ bisikleti” ve “Kayak” bölümü açmayı planlıyoruz. Yine 5. Yılımızda ilk “Uluslararası yarışma”’yı düzenleme planımız var. Ulusal belgesel yarışmamız yine olacak. Bir fotoğraf yarışması düşünüyoruz ama henüz çalışmaları sürüyor. İsimleri henüz belirginleşmeyen bir yabancı konuk listemiz olacak. Bunlar sporun, dağın, kültürün içinden gelen insanlar olacak. “Genç DFF” bölümü açmayı planlıyoruz. Birkaç çocuk filmini programa dahil etme planımız var. Yan etkinlikleri artırmayı, güçlendirmeyi planlıyoruz. Bir de film konulu bir atölye çalışması yapma planımız var.
Yani yapılacak iş çok ve yol uzun. Bunca iş için enerji ve motivasyon dışında bir şey daha gerekiyor : Bütçe. Başladığımız yıldan bu yana festivale sponsor ilgisinin azlığı ve bu nedenle bütçe oluşturamamak belimizi hep büktü ve bükmeye devam ediyor. Çok kaliteli yapımları hep bütçesizlikten programa dahil edemedik, Destivelle ve Messner gibi simaları konuk edemedik.
Umarım bu en büyük sıkıntımız bütçe konusu bu yıl yollarımızı tıkamaz ve arzu ettiğimiz programı oluşturmayı başarabilir ve takipçilerimizin belleğinde 5. yılımızda önemli bir yer ediniriz.
Gelecek…
Kolları sıvayışımızdan bu yana 4 yıl geçti. İlk başlarda kişisel bilgi dağarcığımız ve genişliği kişisel ilgi alanlarımızla sınırlı olan dünyamız bu 4 yılda çok genişledi. Büyük zorluklar çektik ama çok şey de öğrendik. Artık dünyayı takip eden, onunla etkileşen ve onunla birlikte hareket eden bir festival olma yolundayız.
Bunun en önemli örneği olarak Aralık ayında Autrans DFF’sine onur konuğu olmamızdır. Tam 2 yıldan beri peşinde olduğumuz festival, FKM’nin de destekleri ile bu yıl “Türkiye Mevsimi” programı kapsamında bizleri ağırlayacak. Bugünlerde yoğun bir film ve fotoğraf toplama telaşı içerisindeyiz. Geniş katılımlı bir temsil ile ülkemizin dağ ve doğa kültünü Fransızlara tanıtmak için çalışmalarımız sürüyor.
Hedeflerimiz büyük. Bu dört yılın birikimi olsa gerek, dünyayı tanımak, kültür birikimimizi artırmak, dağ kültürü hayatımıza renk getirmek, ülke doğa ve kültürümüzü uluslararası arenada tanıtmak, farkı bir an önce kapatmak gibi hiç de mütevazi olmayan hedefler peşindeyiz artık. Bu hedeflere ulaşabilmek için bıkıp usanmadan inandığımız değerlerin peşinde koşmakta ısrar edip çok çalışmamız gerekiyor ki önümüzdeki engelleri teker teker kolaylıkla aşabilelim. Bir şeyler almanın önce bir şeyler vermekten geçtiğini de hiç unutmadan…
Hedeflerimize doğru yolculuğumuza devam ederken bu satırları okuyanlardan da beklentilerimiz var elbet. Ne kadar ilgi gösterirler, vakit ayırıp salonlara gelirler, talep eder, üretir ve eleştirirler ise festivalimiz de o kadar kaliteli olur.
Yazımı medyanın çoklukla sorduğu şu soru ile bitireyim:
Neden Dağ Filmleri Festivali düzenliyoruz ?
Sinema tarihinin ilk “Dağ filmi” olarak kabul edilen “The ascent of Mont Blanc; 15,781 feet high” (Mont Blanc Çıkışı; 15,781 fit yükseklikte) filminin 1902 yılında çekilmesinden bu yana yüz yıldan fazla zaman geçti. Bunca süre zarfında gerek Avrupa’da gerekse Amerika’da film ve belgesel üreticileri çok yol kat ettiler. Bugünlerde hava araçları, özel tasarım çekim aparatları, ileri animasyon teknolojileri ve IMAX sisteminin de sektöre girmesi ile sektör doludizgin ilerliyor.
Biraz rakam vermekte fayda var. Sadece Amerika’da yılda 50-60 belgesel ve en az 20-30 kitap yayınlanıyor. Kanada’nın Bannf kentinde düzenlenen festivalde düzenlenen fotoğraf yarışmasına katılan fotoğraf sayısı 4000’in üzerinde. Kitap Fuarı’na katılan yeni basılmış kitap sayısı 100’ün üzerinde (Yanlış anlaşılmasın bunların hepsi dağ ve doğa ile ilgili). İtalya-Trento DFF’si 1952 yılında düzenlenmeye başlanmış ve festivali her yıl 40.000’e yakın izleyici takip ediyor. Rakamlar korkunç…
Bu rakamların bu ülkelerin gelişmişlik düzeyleri ile alakası olduğu bir gerçek, bunu yadsımamak gerek. Ama bir gerçek daha var ki bu ülkelerin okumak, dünyayı anlamak, yeni şeylere ilgi duymak, öğrenmek ve kültür biriktirmek konusundaki gelişmişlik düzeyleri de oldukça yüksek. İşte yola çıktığımız yer de tam olarak burası…
Düzenliyoruz çünkü buna çok ihtiyacımız var. Ülkece konuşmaya, dinlemeye, anlamaya, okumaya, dünyayı tanımaya, öğrenmeye, yorumlamaya, tartışmaya çok ihtiyacımız var. Hepsinden önce de kendimizi tanımaya, anlamaya ve ifade etmeyi öğrenmeye yani kültüre çok ihtiyacımız var.
Düzenliyoruz çünkü bizim de artık “DAĞ KÜLTÜRÜ”’müzü biriktirmeye ihtiyacımız var…



5.DFF de Neler Olacak?

